20 Eylül 2012 - 20:30

Ayetullah el-Uzma Vehid Horasani İslam Peygamberine (s.a.a) saygısızlığı kınadığı konuşmasında Papa’ya hitaben şu ifadeleri kullandı: Ey sessiz kalan zavallı Papa! Şuna cevap verecek çapın var mı? Eğer Kurân olmasaydı şu an mevcut olan Tevrat ve İncil’e göre Meryem oğlu İsa zinazadedir ve zinazade olan biri Allah’ın melekutünden mahrumdur. O halde hem İsa’nın nesebi hem de onun makamı Hatem’ül-Enbiya olan Peygamberimizin (s.a.a) vücudunun bereketiyledir.

Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Allah’ın salat ve selamı efendimiz Hz. Muhammed’e ve onun pak soyuna olsun. Özellikle de yerlerde Allah’ın bakiyyesi olan hüccetine olsun. Kıyamete kadar da onların düşmanlarına lanet olsun.

Bu ayetlerde son olarak şuraya vardık ki…. Bu iki üç ayette tam anlamıyla konu anlatılamadı ve anlatılamaz da. Ancak dikkat edilmesi gereken husus şudur ki Kurân’ın kalbi olan bu surede Yüce Allah hiçbir peygambere yapmadığı bir şeyi yapmıştır;

Öncelikle bir ayeti sadece onun isminde indirmiştir: Yasin. Bunun başlıca bir ayet oluşu kâmil insanların akıllarını derbeder etmiştir. Sonra da bu ismi seçmiştir.

Kurân’da o hazret için birçok isim geçmiştir. Yer alemine ait isim: Muhammed. Bu ismi zikrederken kişiye özel bir makamı da yanında zikretmek suretiyle getirmiş şöyle buyurmuştur: Muhammed sizin erkeklerinizden birinin babası değildir. Lakin Allah’ın Resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur. Semavi isim zikretmiştir. Bu noktalar üzerinde işin ehli olan kimseler dikkatle çalışmalıdırlar… Sonra önemli olan bir nokta vardır o da şudur: İsa Mesih’in, Allah’ın kelimesi olduğundan, Allah’ın ruhu olduğundan söz etmiş, onun ölüleri dirilten, alaca ve cüzam hastalığını iyileştiren sıfatlarıyla makamına işaret etmiş. Ancak tüm bunlarla birlikte onun bir müjdeleyici olduğunu, yani kendisinden sonra gelecek Ahmed ismindeki peygamberin müjdeleyicisi ve tasdik edicisi olduğunu vurgulamıştır. Bu da şunu göstermektedir ki Peygamberimizin makamı öyle bir makamdır ki hiçbir akıl onu idrak edemez, insanlar, cinler vemeleklerden hiçbiri onu kavrayamaz.

Miraca çıktığında [ki bunun hem zahiri hem de batıni yönü vardır] Yüce ufukta bulunan ve çetin kuvvetleri ve fevkalede gücü olan Cebrail bile, Lut kavminin tüm şehirlerini bir işaretiyle altüst eden Cebrail bile bir noktada durdu. Hazret sual etti: Neden beni yalnız bırakıyorsun? Cebrail dedi: Git, burada hiçbir mukarreb melek ve hiçbir peygamber-i mürsel yemin edemez.

Yüce Allah, bu surede yaptığını hiçbir peygambere yapmamıştır. Musa’yı Tevrat’la, İsa’yı İncil’le, İbrahim’i sahifelerle gönderdi. Fakat peygamberlerden hiçbirinin kitabına yemin etmemiştir. Ama burada şöyle buyurmuştur: Hikmetli Kurân’a yemin olsun ki sen peygamberlerdensin. Bu nasıl bir risalettir? Bu nasıl bir cevherdir? Fikir ehli olanar bu konuya dikkat etmeliler ve onu, Allah nasıl tanıtmışsa o şekilde tanıtmalıdırlar.

Allah’ın nurunu ağızlarıyla sözndürmeye çalışıyorlar… O, Allah’ın nurudur. Allah’ın nuru sen insanoğlunun üflemesiyle mi sönecek?! Asla sönmez. Şu cahil ve nadan rahip şu kadarını bile anlayamıyor ki Kurân’ı yaktığında bunun sonucu Meryem oğlu İsa zinazade olmaktadır! Çünkü Kurân-ı Kerim Hz. Meryem zinadan müberra saymış ve Hz. İsa’nın tertemiz şekilde doğduğunu sabit kılmıştır. Sen Kurân’ı yakarken bu gerçeği de yaktığını anlamayacak kadar ahmaksın!

Ey sessiz kalan zavallı Papa! Şuna cevap verecek çapın var mı? Eğer Kurân olmasaydı şu an mevcut olan Tevrat ve İncil’e göre Meryem oğlu İsa zinazadedir ve zinazade olan biri Allah’ın melekutünden mahrumdur. O halde hem İsa’nın nesebi hem de onun makamı Hatem’ül-Enbiya olan Peygamberimizin (s.a.a) vücudunun bereketiyledir.